anneler ve kızları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneler ve kızları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2012 Pazartesi

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ


      Bugün Dünya Engelliler Günü. Sevgili engellilerim sizden özür dilerim. Size engelsiz bir hayat sunamadığımız için biz suçluyuz.  Gerek okullarımızda, gerekse aile içi eğitimlerimizde bu konulara yer verilmiyor. Veriliyorsa da yeterli değil. Ben de engelli iki çocuk sahibi olana kadar çok bilinçli sayılmazdım bu konuda. Ama yaşadım ve gördüm. Bunları anlamak için illa başımıza gelmesi gerekmiyor. Toplumca bilinçlenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Yaşadığım olaylar ve gördüklerim engellileri ve engelliye sahip aileleri anlamadığımız, kaçtığımız konularını gündeme getirdi. İstediğiniz kadar kaçmaya çalışın bir gün yaşlandığınızda yine karşı karşıya kalıyorsunuz. Zaman geçtikçe ve kızlarım büyüdükçe ne kadar çok eksikliğimiz olduğunu daha da görüyorum. Sevgili küçük kızlarım 2-3 sene sonra okula başlayacaksınız. Annesiz okula gidemeyeceksiniz. Okulun merdivenleri  ve çıkamayacağınız derslikleriniz anneniz yanınızda olmadan sizi engellemiş olacak. Allah bana kuvvet versin ki sizin her zaman yanınızda olabileyim. Engellerinizi tek tek ortadan kaldırabileyim.  
        Biz engellilere sahip olan ailelere çok iş düşüyor. Oturup ağlayıp sızlamak, kadere küsmek yerine bu durumu anlatmalıyız. Ebeveynler olarak en büyük ve kutsal görevimiz engellilerimize iyi ve kaliteli bir gelecek sunmak olsun.  Lütfen artık sadece konuşmayın, bir şeyler yapın. Çocuklarımızın sosyal çevrede olabilmeleri, eğitim hakkını sürdürebilmeleri için gerekli olan asansör ve merdiven düzeneklerini ben yaptıramam. Ama bu bilinç topluma ve yöneticilerimize hakim olursa, bir şeyler değişebilir.

25 Haziran 2012 Pazartesi

İYİ Kİ DOĞDUNUZ MELEKLERİM

       25 HAZİRAN 2009

        Tam 3 yıl oldu... Bugün sabahın erken saatlerinde hastaneye gidişimiz... Hayır henüz doğurmayacağım, daha çok erken diye düşünürken 32. haftada dünyaya merhaba deyişiniz... Her şey daha dün gibi... Ne çok şey yaşadık bu 3 koca senede... Zaman çabuk mu geçiyor, diye düşünüyorum bazen... Ama sonra yok diyorum, doya doya yaşadık her anı, her yeniliği sizinle beraber... Bizim için hep bugün, hep şimdi var oldu. Belki de bu nedenle bu kadar dolu dolu geçirdik sayenizde ömrümüzün en güzel 3 yılını... Hiçbir şeyi ertelemeden gününde yaşayarak... 3 yaşındasınız, artık çok sevdiğiniz çizgi film kahramanlarınız, Barbieleriniz, Mickeyleriniz, Caliolarınız, bebek zürafalarınız var. Mickey Mause'u çok sevdiğiniz için bu sene sürpriz olarak bir Minnie Mause pastası yaptı Meral teyzeniz bize. O kadar sevindiniz ve heyecanlandınız ki pastanızı görünce. Pastayı kesmek ise kolay olmadı. Çok dramatik bir tabloydu, çok korktunuz çünkü. Bu nedenle pastayı keserken sizi uzaklaştırmak zorunda kaldık. Bu durum daha da travmatik olmasın diye:) Ama sonra afiyetle yediniz tabi. Sonra ertesi gün bir doğum günü partisi daha hazırladı Elif teyzeniz size... Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Happy birthday yazan peçeteler, masa süsleri, balonlar, birbirinden güzel hediyeler... Herkes mutlu, en başta siz mutlusunuz.

      Girdiğiniz her yere ışığınızı da taşıyorsunuz. Hayatımızı aydınlattınız ikiz yıldızlarımız... İkinizi de çok seviyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki bizimlesiniz. Hep söylediğim gibi gökyüzünden iki melek düşüyordu, ikisini de ben tuttum, ben yakaladım sizi:)


                                                      http://kurabiyecimeral.blogspot.com/












11 Haziran 2012 Pazartesi

ANNE, BEN…


        Anne, ben çocuklarıma çikolata yedirmek değil, ayakkabı giydirmek istiyorum.

       İhtiyacını hissetmediğin bir şeyin yokluğunu da duymazsın, bir şeye karşı istek duymayan ondan yoksun kalmış değildir der Cicero. Bu sözü yıllar yıllar önce felsefe tarihini okurken duymuştum. Şimdi anlatacaklarıma ve yaşadıklarıma o kadar uygun oldu ki, paylaşmadan edemedim.


         Kas hastalıklarında çocukların özel beslenmesi gerekiyor.  Aslında tüm çocukların özel ve dikkatli beslenmesi gerektiğini düşünenlerdenim ben… Abur cubur kesinlikle yok. Bir sporcu beslenmesi gibi adeta… Şimdi düşünüyoruz tamam belli bir yaşa kadar kontrol altında peki ya sonrası? Doktorumuz diyor ki belli bir yeme alışkanlığı kazandırın. Protein ağırlıklı ve dengeli besleyin. Yoğurdu arttırın. Yani günde 2-3 küçük kase yiyebilirler.  3 ana 2 ara öğün ayarlandı. Tabi durum önemli iyi ve düzenli beslenmezlerse kasları daha eriyecek. Hastalıkları ilerleyecek. Her şey kontrolüm altında olmalı… Herkese tembih edildi. Çocuklara abur cubur vermek yok. Yasak… Bu eve bunların girmesi yasak… Ama anneanne, babaanne yürekleri dayanmıyor tabii. Gizli saklı bir şeylerin tadına baktırıyorlar. Çocuklar tadı öğrenince doğal olarak istemeye de başlıyorlar. Ama bunları annemlere bir türlü anlatamıyorum. Tamam vermiyoruz diyorlar. Sonrasında bir bakıyoruz annem çikolatadan bir parça vermiş bile çocukların eline… Anne diyorum yapma, lütfen yapma… Bu onlar için iyilik değil kötülük.  Vücutları yağlanmaya başladıkça kasları eriyecek çünkü.  Ben çikolata vermek istemiyorum. Ben onlara küçük kırmızı pabuçlar alıp yürütmek istiyorum anne… Sonra annem haklısın dedi. Ben de bir anneanneyim yüreğim dayanmıyor. Onlar da çocuk, bunlar lezzetli şeyler , tatsınlar istiyorum ve işte bu anda Cicero'nun sözü geliyor aklıma... Acaba çocuklarıma tadını hiç bilmedikleri, henüz ihtiyacını da hissetmedikleri yiyecekleri yedirmediğimde onları mahrum bırakmış oluyor muyum ne dersiniz? Neyse ki konuşarak halletmeye çalışıyoruz meseleyi… Sonrasında bir arkadaşıma danışıyorum bu konuyu… Onun da çocuğunda süt alerjisi var. Nasıl engelledin, zararlı şeyler yemesini diye soruyorum. Diyor ki istediği şeyin üzerine baharat veya tuz at… Yani tadını değiştir. Tadına bakınca bu benim ağzıma layık değil diye bırakıyor zaten… Ben de bir gün denedim ve muhtelif zamanlarda da deniyorum. Mesela geçen gün misafir vardı, börek yemek istediler. Üzerine biraz tuz kattım. Tattılar, Anneciğim bu çok güzel değilmiş deyip geri verdiler ve sorunu böylece çözmüş olduk.  Akıl akıldan üstündür diye boşuna dememişler. :)