Çocukluğumda asi bir kızdım.
Kurallara uymayı sevmezdim. Daral gelirdi bana kurallar zincirinden… Özgür
olmayı sevdim hep… Büyüme çağlarımda
hemen bir çoğumuzda görüldüğü gibi ben de ruhen uzaklaştım ailemden.
Arkadaşlarım daha önemli. Varsa yoksa arkadaşlarım… Çeşitli konularda
konuştuğumuzda babama karşı gelirdim çoğu zaman. Baba sen bilmiyorsun… Baba
öyle değil… (Hatırladın mı baba?) Böyle
zamanlarda babam derdi ki asi olmanı seviyorum. Dik durmanı seviyorum. Ama bunu
babana karşı yapmamalısın. O zamanlar anlamıyordum onu. Çok acımasız buluyordum. Bana diyordu ki,
mücadeleyi öğrenmen lazım. Hayatta güçlü durabilmek için her işini kendin
yapmayı öğrenmelisin. Aman ne kızıyordum
babama o zamanlar. Acımasızlığı mı kaldı. Gaddar baba mı olmadı. Bir gün
çocukların olduğunda anlayacaksın bizi dedi. Evet çocuklarım oldu. Üstelik
fazlasıyla mücadele etmem gereken bir hayatım da oldu. Ama ben tüm bunların
karşısında topladım kendimi… Çünkü o zaman fark etmedim belki ama içimdeki gücü
babam bana kazandırmıştı zaten. Şimdi
hep yanımdalar. Ne olursa olsun biz hep yanındayız, seni hiç bırakmayacağız
diyorlar. Ben de hiç bırakmadım kendimi. Benim de güçlü bir annem-babam varmış
meğer. Şimdi ben de kendimi güçlü
hissediyorum. İşte biz de anne-babalar olarak çocuklarımıza bu gücü
kazandırabilmeliyiz. Hayattaki zorluklara karşı dimdik ayakta durabilme gücü…
Bunu sağlayabilmek için daha bebekken onların özerkliklerine saygı göstermekle
başlamak lazım. Bırakın çocuklar kendilerini ortaya koysunlar. Sadece
gözlemleyin onları bakın ne cevherler çıkacak ortaya… Çocuklar sadece sevgi ve
ilgi isterler ailelerinden. Bu sevgi ve ilgi onları sımsıcacık bir çatı altında
tutmaya yeter. Bazen çok soğuk olsa
üşüseniz, bazen üstünüze geliyor gibi olsa her şey bu sıcak
ilgi ve sevgiyi hatırladığınızda bir güç yükselir birden yüreğinizden ve tüm
bedeninizi sarar. Köstek değil, destek olanlardan
olun, her zaman….
Sevgilerle,
Teşekkürler Baba...


