Geçtiğimiz bir
kaç gün önce belki okudunuz Ankara’da tekerlekli sandalyede bir engelli rampa
bulunmayan kaldırıma çıkamadığı için onu görmeyen çöp koteynırının çarpması
sonucu hayatını kaybetti. Yürüme
engelliler için ahh bu kaldırımlar, ahh bu merdivenler, asansörleri olmayan
binalar vs vs.. Bu nedenle eve hapsolan engelliler ve aileleri… Bakın kızlarım
artık ağırlaşmaya başladı. 13 kgler fakat rahatsızlıklarından dolayı hissetmiş
olduğum ağırlık 20-25kg civarı. Bu tıpkı uyuyan bir çocuğu taşımaya benziyor.
Tüm bedenini size bırakıyor. Onları asansörü olmayan yerlere götürmekte şu an
zorlanıyorum. Bir kaç sene daha böyle sürerse onlar da evlerinden çok fazla
çıkamayacaklar. Apartmanımızda asansör var. 8.katta oturuyoruz. Fakat apartman
girişinde ve içeri girdikten sonra da beni zorlayan tam 3 basamak var. Bebek arabalarını tek başına kaldırıp oradan geçmek bazen zorlu bir yolculuğa benziyor.
Apartman Yöneticisi olan ev sahibimizden bu konuda bir rica da bulunduk.
Çocuklarımızın durumunu anlattık. Bu rampanın sadece çocuklarımız için değil,
yaşlı tekerlekli sandalyede olanlar için, bebekleri olan anneler için, pazar
arabasıyla eve çıkmaya çalışan herkes için gerekli olduğunu söyledik. Sağ olsun
bizi kırmadılar ve apartmanımıza seyyar da olsa merdivenlerin üzerine rampa
taktırdılar. Çok sevindim, bunu görünce… İşte duyarlı biri dedim. Oysa ki her apartmanda olmalı. Haklısınız ben
de bu zamana kadar düşünmemiştim. Ama şimdi ben bunu yazıyorum ve siz de
okuyorsunuz ve artık biliyorsunuz.
Annemle bir
gün metrobüsle bir yere gitme macerasına giriştik. Kızlar bebek
arabalarında… Hadi ilk duraktan bindik,
binmek sorun olmadı. Fakat son durakta indiğimiz yerde üst geçitten karşıya
geçmemiz gerekiyor. Bir de baktık ki engelli asansörü var. Ohh dedik tamam buna
binip geçidin üstüne çıkarız. Bir de ne görelim asansör kilitli. Etrafa
bakındım görevli yok. Akbilciye sordum
bilmiyorum dedi. Eee ne işe yarıyor bu asansör. Düşündüm neden bizim ülkemizde
bu tarz alanlara kilit vurmak gerektiğini…
Toplum olarak o kadar tembeliz ki. Şimdi oranın kiliti olmasa bizim
ülkemizde engelliler dışında herkes çıkar bu asansörden, bir de tıkış tıkış
olurlar 3 güne kalmaz bozulur. Nasıl
otoparklarda engelliler için ayrılmış yerlere park eden insanlar var ya aynen
öyle…
14 Kasım 2012 Dünya Diyabet ve obezite
günüydü. Kutladık. Dünya Diyabet ve
Obezite günümüz kutlu olsun. İçi boş tabi ki… Çoğu şey gibi. Maksat kutladık mı
kutladık. Ne oldu kaçımızın diyabet ve obeziteden haberi var. Hadi var diyelim. Obeziteden korunmak için
spor şart. Hadi yapamıyorsun vaktin yok. O zaman asansörle çıkma yürü.
Çalıştığım şirkete sabahları gelirken 1 kat için taa 8.kattan asansör bekleyen
insanları görüyorum. 1 katı çıkmaya üşeniyorlar. 8.kattan asansörü beklemeye
üşenmiyorlar. Pes doğrusu. Tembellik ruhumuza işlemiş. Bir de beklememek için 3 kişilik asansöre 4-5
kişi binmeye çalışanlar yok mu bittiğim andır. Her gün bozuluyor o asansör. Bir
de bazıları hiçbir yerinden hava almayan asansörde sigara elinde inmiyor mu?
Duramıyorum. Basıyorum fırçayı.
İşte bunlar hep
kültür… Daha ailede başlayan kültür meselesi… Biz anne-babalar nasıl
davranıyorsak çocuklarımız da bizi taklit ediyor. Öğrenilmiş davranış modelleri
bunlar. Yazılarımı takip eden sevgili anne-babalar, lütfen çocuklarınızı tembelliğe itmeyiniz.
Her istediğini yapmayınız. Biraz zorlanmayı öğrenmemiz lazım. Gayret sarf
etmeyi öğrenmemiz lazım. Kolaya kaçmak
basit. Önemli olan zoru başarmak.
Bazen buradan
geleceğe baktığımda korkuyorum. Kaygılanıyorum. Kızlarım 3.5 yaşında. Henüz bir
ana okuluna gidemiyorlar, ama çok istiyorlar. Gittiğimiz rehabilitasyon
merkezinin yakınlarında ana okulları var. Rengarenk boyalı, duvarlarında çizgi
film karakterlerinin olduğu binalar. Buradan geçerken bana diyorlar ki anne bir
gün biz de okula gideceğiz değil mi? Büyüyünce…
Bir an duruyorum ama cevabım hazır aslında evet kızım büyünce… Şimdi
spor yapıp güçlenelim. Büyüyünce gideceğiz.
Eşim tabii baba olarak tüm koruma iç güdüsüyle 7-8 yaşına kadar
vermeyelim okula diyor. Kimse kızlarımızı üzmesin, dışlamasın. Ama biliyorum ki
bu doğru değil. Eninde sonunda bu gerçekle karşı karşıya kalacaklar. Bu nedenle
de güçlü çocuklar yetiştirmeye gayret ediyorum. Engelli ama ruhen güçlü… Ruhen
engelsiz. Bazen bana anne ben yapamam,
sen yap deyip kolaya kaçmaya çalışıyorlar. Hayır diyorum, yapabilirsiniz. Anne
çok yorgun şimdi. Beni de anlamaya
çalışın diyorum, anne yorgun olunca sizinle oynayamaz, bırakın biraz anne
dinlensin. Anneniz sizin gibi ikiz
değil.:) O zaman yüzüme öyle tatlı
bir bakışları var ki görmelisiniz. Tamam anne diyorlar. Bekliyorlar. Tabii sonra oynuyoruz birlikte.
Hadi bakalım kızlar gösterin kendinizi diyorum.
Bak anne Angelina Balerina gibi bale yapıyoruz diyorlar. Evet kızım
harikasınız diyorum. Evde Kuğu Gölü balesi yapıyoruz şu aralar. Siz hiç yürüme
engelli bir balerin gördünüz mü? Ben gördüm. Bizim evde 2 tane var. Eller
havada, yüzlerinde ise gurur…


