Merhaba, bu hafta engelli çocuklara sahip ailelerle ilgili yaptığım araştırmalardan elde ettiğim önemli bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Faydalı olacağını umuyorum. Bugün biliyoruz ki engelsiz aile=engelsiz çocuk...
ENGELLİ ÇOCUĞA SAHİP AiLELERLE İLETİŞİM
Etkili bir iletişim, aile
üyelerinin karşılıklı olarak birbirlerinin düşüncelerini ve duygularını
anlamalarını sağlar. İş birliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol
açar. Çocukların gelişmesi için uygun bir ortamın oluşmasına neden olur. İyi
bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız
bir kişilik geliştirirler. Düşünme, düşünce ve duygularını açıklama özgürlüğü
ve alışkanlığı kazanırlar. Ancak etkili bir ortam oluşturulamadığı, iletişim
engellerinin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişimi engellenir. Bağımlı
bir birey olurlar. İleride çeşitli sorunlarla uyum güçlükleri ile
karşılaşırlar. Bu nedenle ailede bireyler arasında, özellikle anne-baba ile
çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması çok önemlidir.
• -Çocuklarının Engelini Reddeden Aileler de İletişim:
Aileler engelli bir çocuğa sahip
olduğunda ilk olarak hayal kırıklığı yaşarlar. Çocuklarına ne olduğunu
bilemediklerinden dolayı büyük endişe içindedirler. Kendilerini, eş ve
yakınlarını ya da sağlık ekibini suçlarlar. Çocuklarına tam teşhis konunca bu
duygu ve endişeler kaybolmaz. Çocukların durumunun ne olduğunu kabul etme,
birkaç ay veya yılları alabilir. Bir kısım aile ise çocuklarının durumunu
kabul etmez .
Bu tip aile; çocuğu ile kurduğu
iletişim kanallarını kapatan, etkili iletişim kuramayan, çocuğuna empatik
duygu ile yaklaşamayan ve onu anlamayan davranış sergilerler. Bu tür davranış
sergileyen ailelerde sorunlar büyür. Aile kendine bir kaos yaratır. Çevreden
kendini soyutlar. Engelli çocuğunun gereksinimlerine duyarsız kalır. Aile tüm
bireyler yalnızlığı yaşar. Ailedeki engelli bireyin oluşturduğu sarsıntı
büyür ve suçlamalar başlar. Neden benim çocuğum, neden benim ailem, nedenler
artar bu durum kontrolden çıkarsa aile parçalanabilir.
Ailelerin engelli çocuğunu kabul
düzeylerinde, ailenin sosyal-kültürel yapısı önemlidir. Beklenti düzeyi, ailenin
eğitimi, inanç durumu, ekonomik düzeyi, sosyal yaşantısı ve ailede var olan
iletişim şekilleri çok önemlidir.
Engelli çocuğa sahip ailelerin en
temel sorunu ya da birincil güçlük, ailenin çocuğu kabullenmesinde ve
engelini anlamasında yaşanır. 1996 Yılında Zonguldak Spastik Çocuklar
Rehabilitasyon Merkezinde Serapral Palsy’li ( SP ) çocukları olan ailelerle
ilgili yapılan araştırmada en çarpıcı sonucu, Yıllardır çocuklarının SP li
olmasına rağmen, ailelerin büyük bir oranının SP nin ne olduğunu
bilmediklerini ve çocuklarının durumlarını araştırma eksikliği olduğu tespit
edilmiştir.
Çocukların engelini kabul etmeyen
ailelerin zaman zaman kendilerine zarar verecek, çocuğunun gelişimini olumsuz etkileyecek
tepkileri söz konusudur. Anne babalar çocuğunun çevreden sakınırlar,
saklarlar ve eve kapanırlar. Bu durumda aile Sosyal Hizmet Uzmanı veya
Psikologdan yardım almalıdır. Uzmanlar aile üyelerinin çocuğun engeli ile
birlikte kabul etme sürecinde yardımcı olacaktır.
Çocuklarının engelliliğini tam
anlayamamak, çocukları ile kuracakları iletişimi güçleştirmektedir.
Çocuklarının engeli hakkında konulan tanıyı net olarak anlayamayan ailelerde,
çocukları hakkında gerçekçi olmayan beklentiler geliştirerek, çocuğun ve aile
üyelerinin farklı sorunlar yaşamasına neden olabilirler. Örneğin, zihinsel
gelişme geriliğinin ne anlama geldiğini anlayamayan aile ileride çocuğunu
tembel olduğunu, vurdumduymaz olduğu şeklinde etiketleyebilir. Çocuğundan beklentisini
yüksek tutabilir.
* Çocuklarının Engelini Kabul Eden Aileler de İletişim :
Çocuğunu ve engelini kabul eden
aile karmaşık duygulardan uzaklaşma söz konusudur. Aile, çocuğunun engeli ile barışık yaşama
becerisi kazanmıştır. Bundan sonra çocukları için gerekli kararlar alma ve
uyum aşamasına geçerler. Aile sistemi bir bütündür. Bu sistemde bir bireyin
başına gelen diğer bireyleri de etkiler. Bir engel, ailedeki her bireyin hayatını
değiştirir. Ailede engelli bir çocuğun varlığı kardeşler üzerinde öncelikli
olarak iki önemli etkiye neden olur. Birincisi, duygusal; ikincisi ise
ekonomik etkidir. Ailelerin ekonomik kaynaklarının önemli bir kısmını engelli
çocuğa aktardıklarını düşündüklerinde buna içerleyebilirler. Ayrıca
kardeşler, ailelerinin zamanlarının çoğunu engelli çocuklarına ayırması
durumunda kendilerini ihmal edilmiş hissedebilirler. Anne babaların, diğer
çocuklarına da mutlaka zaman ayırmaları ve onların gereksinimlerini de fark
ettiklerini göstermeleri gerekmektedir. Aile içinde açık ve dürüst bir
iletişimin olmasının önemi büyüktür. Engelli çocuklarının tanısı konusunda
bilgilerini diğer çocuklarına net anlatmalıdırlar. Engeli hakkında bilgi
vermelidirler.
Anneler, çocuğunu en iyi
tanıyan, onunla daha uzun zaman dilimi içinde birlikte olan ve onun temel gereksinimlerini
çoğunlukla karşılayandır. Çocuğunun eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri almasında
en çok anneler ilgilenmektedir. Uzmanlardan aldığı bilgileri evde
uygulayandır.Baba da bu sürece katılımını sağlamalı ve eşine destek
sağlamalıdır. Yapılan araştırmalarda, babaların engelli çocukları ile
ilgilenmesi durumunda çocukların eğitim ve rehabilitasyonda daha başarılı
oldukları görülmüştür.
• Baba çocuğun sosyal katılımında etkilidir.
Engelli çocukların durumunu kabul eden aileler,
• Etkili iletişimi gerçekleştiren ailelerdir.
• Çocuklarının engel tanısı ne olursa olsun çocuklarının eğitim ve
rehabilitasyonunu önemseyen ailelerdir.
• Çocuklarının engelli olmasından kaynaklanan aile içi sorunları aşan ve
diğer sağlıklı kardeşler ile olumlu iletişim kuran ailelerdir.
• Engelli çocukla sadece anne değil tüm aile ilgilidir.
ENGELLİ ÇOCUĞA SAHİP AİLELERE İLETİŞİM KONUSUNDA ÖNERİLER
1- Çocuğunuzun durumunu ne kadar erken kabul ederseniz sizin ve çocuğunuzun
durumu daha iyi olacaktır demektir. Bu tutum erken teşhis, erken
rehabilitasyon ile çocuğunuzun daha hızlı gelişmesini sağlayacaktır.
2- Çocuğunuzun engeliyle ilgili tanıyı öğrenin ve bu konuda bilginizi arttırın.
Bu alanda ki mesleki terimleri öğrenin. Doğru bilgiyi aramaktan çekinmeyin,
bilgi almak ve soru sormak düşüncelerinizi, duygularınızı paylaşmanızı
sağlar.
3 – Duygularınızı aile üyeleri ile paylaşın. Duygularınızı göstermekten
çekinmeyin.
4 – Acı ve öfke gibi doğal duygularla nasıl baş edileceğini öğrenin.
5 – Çocuğunuzun etkili eğitim programlarında bulunun, onun gelişimini
izleyin.
6 - Olumlu bakış açısını hiç kaybetmeyin.
7 – Acıma duygusundan kaçının, bunun çocuğunuzun gelişimini desteklemesini
olumsuz etkileyeceğini unutmayın.
8 – Yalnız olmadığınızı unutmayın, sizin durumunuzda olan bir çok aile var.
9 – Her bireyin kendine has özellikleri ile değerli olduğuna inanın, iletişim
sürecinde koşulsuz olumlu bakış açısı geliştirin.
10 – Duygu ve davranışlarınızda tutarlı olun, aile içi iletişimde bu
davranışınızın çok önemli olduğunu unutmayın.
11 – Empatik tutum ve davranış geliştirin.
12 – Kendinize zaman ayırın. Her zaman kendiniz için sizi rahatlatıp
dinlendirecek bir ara zamanınızın olması size ve çocuğunuza daha fazla
yardımcı olacaktır.
13 – Fiziksel ve psikolojik sağlığınızı korumaya dikkat edin.
14 – Diğer çocuklarınıza da mutlaka zaman ayırın.
15 – Aktif dinlenme ve etkili iletişim yöntemlerini öğrenin ve aile içinde
mutlaka uygulayın.
16 – Mümkün olduğunda bilgi alabileceğiniz, sorularınızı sorabileceğiniz ve
size benzer durumlarla bir araya gelebileceğiniz konferans ve benzeri
etkinliklere katılınız.
Not: Kaynak web sitesi: www.ozelegitimsitesi.com/
|